4 Nisan 2014 Cuma

Konferans Duyuruları/ Çağrıları için En İyi Siteler

Akademik çalışmaların vazgeçilmez bir parçası olan konferanslar günümüzde o kadar çoğaldı ki, takip etmek gittikçe zorlaşıyor.

Benim gibi nerede, hangi konferans gerçekleşiyor, hangi çağrılar yayınlanıyor merak edenler, katılmak isteyenler ve kendi etkinlik duyurularını yayınlamak isteyenler için aşağıdaki listeyi oluşturdum. Bazıları etkinlik düzenleyenler için ücretsiz basit üyelik sunuyor, bazıları ise ek özellikler için ücret talep ediyor. Sadece ne var, ne yok diye bakınacağım derseniz üye olmanız yeterli.

Ayrıca twitterda #callforpapers etiketini takip etmek çok yararlı oluyor, bunu da öneririm.

h-net.org
conferize.com
conferencealerts.com
ourglocal.com
wikicfp.com
lanyrd.com
conferencehound.com
brownwalker.com/conferences/index.php
allconferences.com/New
eventseer.net
allconferencealert.com
http://www.researchraven.com/submit-announcement.aspx
http://inomics.com/advertise/conferences
Announcements@SSRN.com.

2 Mart 2014 Pazar

Mutluluk Fetişi

"Mutluluk". Pazarlama stratejilerinin vazgeçilmez ögesi. Kek, pasta, çikolata, içecek, perakende...Yakında utanmasa lastik markaları da mutluluğa oynayacak ve bu lastikle yolculuk yapınca yolda mutluluk sarhosu olabilirsiniz, cevirmelere dikkat falan diyecekler. Çünkü biz toplum olarak o kadar mutsuz ve çaresiziz ki, markalar bu mutluluğu bizlere sağlamayı sorumluluk edinmişler.

Dün geleceğe umutla bakmaya çalışan bir etkinlikte, yine bir markanın kendi tanıtımını mutluluga oynayarak yaptığına şahit oldum. Tuhaf hissettim, çünkü sözcü kişi değişen dünyada geleceğimizin nasıl olacağını anlatırken, dudaklarını gererek maalesef çocuklarımızın park, bahçelerde değil, AVMlerde oynayacağını, bu doğrultuda bir eğilim olduğundan bahsediyordu. Konsept eglence merkezlerinde, havalandırma sistemleri arasında çocukların mesleklerini kesfedecekleri, kuyruklarda bekleyerek sentetik yemekler yiyecekleri, sinemalarında 5 boyutlu artırılmıs gerceklik yasarken biz ebeveynlerin kısıtlı zamanımızı daha iyi kullandığımıza inandığımız ve bir köşesinde tatil gününde bile mobil çalışarak mutlu olduğumuz AVMlerde...

Geleceği şekillendirmekten yoğunlukla bahsettiğimiz günlerde, neden mutlulukla ilgili bu kadar takıntılı bir küresel köy olduğumuzu merak ediyorum. Hızına yetişemediğimiz bir değişimin çarklarında heba olurken, neden insanlık olarak biraz yavaşlamak gerektiğini görerek, bu yavaşlamanın ve biraz düşünmenin de sorumluluklarımızdan biri olduğunu anlayamıyoruz? Mutluluk fetisi öyle bir hal aldı ki, günlük koşuşturmacaların arasındaki sıradan aksaklıklara feci şekilde parlayabilirken, gerçekten önemli olan sağlığımızı kaybetme tehlikesi bile bize o kadar da üzüntü vermiyor. Her şey yolunda gitmek zorunda, biz EN GÜZEL, EN AKILLI, EN BAŞARILI, EN MUTLU görünmek zorundayız?

İnsanlığın geleceği ile ilgili bir söz hakkı varsa, bu küçük bir azınlığın arzu ettiği değişime eklektik biçimde ayak uydurmak değil, buna inanmıyorum. Tek söz hakkım varsa, geleneksel ve modern arasında, sağlığın, birlikteliğin, uyumun, ve gerçek değerlerin ön planda olduğu bir yaşamı inşa etmek isterim. Eğer pazarlama camiasının bir sorumlulugu varsa, gölge etmesinler, mutluluk uzerimizde tasıdıgımız etiketlerin verdiği ayrıcalık, çocuklarımızın sorumlulugunu atmanın verdiği rahatlık, yediklerimizin verdiği hormonel bir etki değildir...Mutluluk, bize yaşama sevinci veren belirsizlikleri kucaklayabilmek, üzüntü sanrılarını ve gerçek hüznü ayırabilmek, engelleri aşarak yola devam edebildiğini görmektir...

Distopya olarak algılanabilecek filmler listesinde Gamer ve Hunger Games filmlerini izlemediyseniz izleyin, izlediyseniz yeniden izleyin. İnsanların daha çok yiyebilmek için kustugu, ama dünyada başka birilerinin aclıktan öldüğü bir hayat...

Bu geleceği kanıksamak zorunda değiliz, ama akıl ve mantık yolundan saparsak, binlerce yıldır sahip olduğumuz duygularımızı azımsarsak, Sanayi Devrimi sonrasındaki insanı biyonik bir varlık olmak zorundaymış gibi kabul edersek...Bu kabus, düşündüğümüzden daha yakın...








18 Ocak 2014 Cumartesi

Teknoloji: Tek dişi kalan bir canavar?

Sanayi devrimi tarihinde teknofobi ile eşleştirilen bir hareket olarak, "Luddite" 19. yüzyılda İngiliz tekstil işçilerinin atölyelere konulan yeni makinaları gece operasyonu yaparak kırmaları ile başlamış ve yol açtığı kitle hareketlerinin sonucunda, sendika hareketlerinin yasak olduğu bir dönemde, 1812 yılında idam ile cezalandırılan bir suçu tanımlayarak, bir çok insanın asıldığı bir vaka olmuştur.

Luddite hareketinin ismini Ned Ludd adında asi bir işçiden aldığı söylenir fakat bu kişinin bir kurgu olduğu da tartışılmıştır. Peki neydi bu işçileri çileden çıkartan ve onların makinelere saldırmasına yol açan? Luddite temelinde sermaye yoğun bir yapıya dönüşmeye başlayan endüstride, işlerini kaybetmeye başlayan ya da daha ucuza çalıştırılmak istenilen işçilerin bu dönüşüme direnmesi ve seslerini duyurmak istemeleri ile ilgiliydi. Fakat günümüzde bu terim, her türlü otomasyonu, bilgisayar teknolojisini kullanmaya karşı çıkan, teknolojik gelişmeye karşı duran bir topluluğu biraz da aşağılarcasına nitelendirmek için kullanılan bir ifade halini aldı.

Luddite hareketinin derinlemesine incelenmesine paydaş bakış açısıyla bakılabilir. Öyle ki bu insanların, öylece ve aptalca davranarak, teknolojik bir gelişmeye karşı durmadığı sadece o güne kadar kazandıkları becerilerin yeni düzene uydurulması anlamında destek bekledikleri, kazançlarının standartlarını düşürmesini istemediği ve bu sebeple de emek yoğun bir düzen terkedilirken biz de buradayız demek için çabaladıkları tarihe not düşülmüştür. Bu anlamda da Luddite hareketi mensupları, teknoloji öncesi yaşamın romantik biçimde kahraman savunucuları haline gelmişlerdir.

Luddite işçilerinin tepkileri, tam anlamıyla bir insanın hayatının geçim kaynağı ve geleneksel hayat biçimi tehdit edildiğinde neler yapabileceğinin bir örneğidir. Teknolojik gelişmelerin yarattığı yapısal işsizlik ve ucuz işçilik kavramları, bencil kapitalizmin bahanelerinden başka bir şey değildir aslında...Kendi kendine yetebilmenin kaybolduğu, zanaatkarlığın yok olduğu, teknoloji fetişinin ve bilimin doğaya üstün gelme gayretinin sosyal sorunlara yol açtığı ortamda, tüm bu olguların merkezinde duran insanın en önemli paydaş olarak anımsanması gerekir. Kişisel sermayesini riske eden ve Schumpeter' e göre ekonomide rahatsızlık yaratarak değişiklik yaratan girişimci, kaynağı en etkin biçimde yönetmeye kalkarken, üretim faktörünün gözbebeği olan insanı oyun dışı bırakmamalıdır.

Teknoloji ve inovasyonun mühendislik ve fen bilgisi ile ilgili olmadığı, sosyal yapıları değiştirir ve dönüştürürken paydaş yönetimi yapılması gerektiğine ışık tutan bir örnektir Luddite hareketi...Teknoloji ve inovasyon yolu ile elde edilen ekonomik gelişmeyi sürdürülebilir kılan da insanın ve hayattaki temel haklarının sürekliliğini sağlamak değil midir?

Kaynakça

  • Anderson, T.L., 2012, The Environmental Luddites, PERC
  • Jones, R., 2012, At War with Future, History Today
  • King, D., 2011, Luddites and the Politics of Technology, Chain Reaction
  • Poltenson, N., 2003, The Return of the Luddites, Business Journal, Vol. 17 Issue 38, p26
  • Stewart, J.R., 1992, The Work Ethic, Luddites and Taylorism in Japanese Management Literature, Industrial Management
  • http://www.smithsonianmag.com/history-archaeology/What-the-Luddites-Really-Fought-Against.html
  • http://history1800s.about.com/od/1800sglossary/g/Luddites.htm
  • http://en.wikipedia.org/wiki/Luddite
  • http://www.nationalarchives.gov.uk/education/politics/g3/source/g3s2.htm?zoomifyImagePath=zoomify_g3s2&zoomifyNavX=0&zoomifyNavY=0&zoomifyX=-0.0252324037184595&zoomifyY=0.0938815339057851&zoomifyZoom=38&zoomifyNavWidth=180&zoomifyNavHeight=120&zoomifySlider=1&zoomifyMaxZoom=100&zoomifyNavWindow=1&zoomifyToolbar=1
  • http://www.bbc.co.uk/news/magazine-17770171
  • http://historymesh.com/event/luddite-riots/?story=textiles
  • http://undergroundhistories.wordpress.com/the-luddite-legacy/
  • http://westerncivguides.umwblogs.org/2013/12/03/luddism-during-the-industrial-revolution-2/
  • http://en.wikipedia.org/wiki/Appropriate_technology