18 Ocak 2014 Cumartesi

Teknoloji: Tek dişi kalan bir canavar?

Sanayi devrimi tarihinde teknofobi ile eşleştirilen bir hareket olarak, "Luddite" 19. yüzyılda İngiliz tekstil işçilerinin atölyelere konulan yeni makinaları gece operasyonu yaparak kırmaları ile başlamış ve yol açtığı kitle hareketlerinin sonucunda, sendika hareketlerinin yasak olduğu bir dönemde, 1812 yılında idam ile cezalandırılan bir suçu tanımlayarak, bir çok insanın asıldığı bir vaka olmuştur.

Luddite hareketinin ismini Ned Ludd adında asi bir işçiden aldığı söylenir fakat bu kişinin bir kurgu olduğu da tartışılmıştır. Peki neydi bu işçileri çileden çıkartan ve onların makinelere saldırmasına yol açan? Luddite temelinde sermaye yoğun bir yapıya dönüşmeye başlayan endüstride, işlerini kaybetmeye başlayan ya da daha ucuza çalıştırılmak istenilen işçilerin bu dönüşüme direnmesi ve seslerini duyurmak istemeleri ile ilgiliydi. Fakat günümüzde bu terim, her türlü otomasyonu, bilgisayar teknolojisini kullanmaya karşı çıkan, teknolojik gelişmeye karşı duran bir topluluğu biraz da aşağılarcasına nitelendirmek için kullanılan bir ifade halini aldı.

Luddite hareketinin derinlemesine incelenmesine paydaş bakış açısıyla bakılabilir. Öyle ki bu insanların, öylece ve aptalca davranarak, teknolojik bir gelişmeye karşı durmadığı sadece o güne kadar kazandıkları becerilerin yeni düzene uydurulması anlamında destek bekledikleri, kazançlarının standartlarını düşürmesini istemediği ve bu sebeple de emek yoğun bir düzen terkedilirken biz de buradayız demek için çabaladıkları tarihe not düşülmüştür. Bu anlamda da Luddite hareketi mensupları, teknoloji öncesi yaşamın romantik biçimde kahraman savunucuları haline gelmişlerdir.

Luddite işçilerinin tepkileri, tam anlamıyla bir insanın hayatının geçim kaynağı ve geleneksel hayat biçimi tehdit edildiğinde neler yapabileceğinin bir örneğidir. Teknolojik gelişmelerin yarattığı yapısal işsizlik ve ucuz işçilik kavramları, bencil kapitalizmin bahanelerinden başka bir şey değildir aslında...Kendi kendine yetebilmenin kaybolduğu, zanaatkarlığın yok olduğu, teknoloji fetişinin ve bilimin doğaya üstün gelme gayretinin sosyal sorunlara yol açtığı ortamda, tüm bu olguların merkezinde duran insanın en önemli paydaş olarak anımsanması gerekir. Kişisel sermayesini riske eden ve Schumpeter' e göre ekonomide rahatsızlık yaratarak değişiklik yaratan girişimci, kaynağı en etkin biçimde yönetmeye kalkarken, üretim faktörünün gözbebeği olan insanı oyun dışı bırakmamalıdır.

Teknoloji ve inovasyonun mühendislik ve fen bilgisi ile ilgili olmadığı, sosyal yapıları değiştirir ve dönüştürürken paydaş yönetimi yapılması gerektiğine ışık tutan bir örnektir Luddite hareketi...Teknoloji ve inovasyon yolu ile elde edilen ekonomik gelişmeyi sürdürülebilir kılan da insanın ve hayattaki temel haklarının sürekliliğini sağlamak değil midir?

Kaynakça

  • Anderson, T.L., 2012, The Environmental Luddites, PERC
  • Jones, R., 2012, At War with Future, History Today
  • King, D., 2011, Luddites and the Politics of Technology, Chain Reaction
  • Poltenson, N., 2003, The Return of the Luddites, Business Journal, Vol. 17 Issue 38, p26
  • Stewart, J.R., 1992, The Work Ethic, Luddites and Taylorism in Japanese Management Literature, Industrial Management
  • http://www.smithsonianmag.com/history-archaeology/What-the-Luddites-Really-Fought-Against.html
  • http://history1800s.about.com/od/1800sglossary/g/Luddites.htm
  • http://en.wikipedia.org/wiki/Luddite
  • http://www.nationalarchives.gov.uk/education/politics/g3/source/g3s2.htm?zoomifyImagePath=zoomify_g3s2&zoomifyNavX=0&zoomifyNavY=0&zoomifyX=-0.0252324037184595&zoomifyY=0.0938815339057851&zoomifyZoom=38&zoomifyNavWidth=180&zoomifyNavHeight=120&zoomifySlider=1&zoomifyMaxZoom=100&zoomifyNavWindow=1&zoomifyToolbar=1
  • http://www.bbc.co.uk/news/magazine-17770171
  • http://historymesh.com/event/luddite-riots/?story=textiles
  • http://undergroundhistories.wordpress.com/the-luddite-legacy/
  • http://westerncivguides.umwblogs.org/2013/12/03/luddism-during-the-industrial-revolution-2/
  • http://en.wikipedia.org/wiki/Appropriate_technology
  • 12 Aralık 2013 Perşembe

    Antik Mezopotamya' dan Notlar: Ağaç kesen ceza öder!

    Yönetim tarihi ve felsefesi yönünden yoğunlukla incelenen Antik Mezopotamya dönemi, sosyo-ekonomik organizasyonların ve medeniyetin bir çok gelişimine öncülük eder. Çivi yazısının bulunması ile tarihi okumayı mümkün kılan "hayat akışı", öncelikle Sümerlerde tapınak şehirlerin içinde geçen ekonomik aktiviteyi ve toplumsal hayatı kayıt altına almıştır. Tarımın gelişimi, sulama sistemlerinin ve toprak sürme yöntemlerinin geliştirilmesine paralel olarak depolanabilir yiyeceği sağlamış, bu da şehir yerleşimini mümkün kılmıştır. Toplumsal sınıflarda ilk makamı tabi ki din adamları ve askerler almış, halkın geri kalanı ile birlikte köleler diğer iki sınıfı oluşturmuşlardır. Ziguratlar sadece ibadet merkezi olarak değil, eğitim kurumu, ticaret merkezi, depo olarak da işlev görürler. Astronomi bilimi için gözlemevi olarak kullanıldıkları iddia edilse de, bir diğer yönden bu insanın Tanrıya yaklaşma ve gökyüzünde ondan işaret kovalama girişimi ile de ilişkilendirilir.

    İlk imparatorluk ve merkezi yönetim biçimi Akadlarda görülür. Askeri yenilikleri gerçekleştiren ve en zalim toplumlardan biri olarak anılan Asurlular, yağmalanan topraklardan zorla getirtilen kaynaklar ile dünyanın ilk kütüphanesini kurmuşlar, ve bu kütüphanenin muhteviyatının büyük bir kısmı hala korunmaktadır. İlk yazılı destan olan Gılgamış Destanı' nda ölümsüzlüğün peşinde gezen bir ölümlüye düşülen notlar, ona bu dünyanın verdiği güzellikleri yaşamasını çünkü hepsinin bir gün sona ereceğini, kaçış olmadığını hatırlatır. 

    Hammurabi kanunları ilk yazılı kanun olarak bilinse de, ondan tam üç yüz yıl önce tarihe geçen Sümerlerdeki Ur-nammu kanunları nedensellik yapısı içerisinde suçları ceza ile tanımlar. Babiller dönemindeki Hammurabi kanunları ise, bir hükümdarın teokratik despotluk gütmeden, dönemin ilk anayasası olarak kabul edilen ve toplumsal hayatı düzenleyen kurallar bütünü ile bir toplumun nasıl yönetildiğini tanımlar. Finansal türev ürünlerinin ilki kabul edilebilecek bir yöntem ile tohumun ürün vermesine engel olabilecek doğal afet ya da susuzluk gibi durumlarda çiftçinin borcu silinir. Renk kodlaması ile stok yönetimi yapılmış, tapınaklar bir devlet kurumu gibi vergi ve kira toplamış, ücret dağıtmış, planlama bütçe ve kontrol için kayıt tutmuş, hatta ihtiyaç sahiplerine sosyal yardım gerçekleştirmiştir. Devletin ekonomik aktiviteyi güçlendirmek için ek istihdam politikalarındaki gibi (durduk yerde tünel açtırma örneği gibi), o zamanlarda da hiç bir sorun olmamasına rağmen durduk yerde bozulup tekrar inşa edilen yenilenen tapınakların bu tip bir girişim olduğu iddia edilir.

    Buradaki en dikkat çeken maddelerden biri, birinin bahçesinden haberi olmadan ağaç kesmek karşılığında kesen kişinin ceza ödemek zorunda olmasıdır. Bu ağaçların doğal kaynak olarak kıymetinin bilinmesinden mi kaynaklıdır bilinmez fakat yasaların misyonunu düşündüğümüzde caydırıcı veya cezalandırıcı etkisinin handikapı günümüzde bile anlaşılmış değildir. O sebeple maddi ceza sonucuna razı "neyse parası öderiz" yaklaşımı belki de antik çağlardan miras kalmıştır.

    Yine de artan nüfus ve şehirleşme, ağaçsızlaşmaya neden olmuş, sonucunda yaşanan seller ve toprak verimsizliği medeniyetin gerilemesine yol açmıştır. Bu hepimize şehir medeniyetlerinin türlü sosyal ve teknolojik inovasyon ile doğal limitlerinin ötesine geçmesinin bir noktada işe yaramayacağını mı göstermiştir? Belki de...

    Sonuç olarak medeniyetin beşiği not düşer: "Adalet ve Refah elele yürür."



    Kaynaklar

  • Business Documents of the Hammurabi Period. Leroy Waterman. The American Journal of Semitic  (April, 1913)
  • Commercial Record Keeping in Ancient Mesopotamia, Orville R. Keister. The Accounting Review. (April, 1963)
  • The Organization and Management of the Temple Corporations in Ancient Mesopotamia. Richard L. A. Sterba. The Academy of Management Review. (1976)
  • Reconstructing the World of Ancient Mesopotamia, Richard L. Zettler. Journal of the Economic and Social History of Orient. (2003)
  • Ancient Ethics, Gerald A. Larue
  • The Code of Hammurabi: An Economic Interpretation. K.V. Nagarajan. International Journal of Business and Social Science (2011)
  • Resilience and Sustainability in Ancient Mesopotamian States and Empires. Jason Ur. Institute for Advanced Study, University of Minnesota. (2013)
  • http://webdeyim.net/tr/e_dergi/kamilkoc/yolculuk/55/23
  • http://www.acikbilim.com/2012/03/incelemeler/2012den-m-o-3500lere-yolculuk-sumerler.html
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCmerler
  • http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_ancient_legal_codes
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Akadlar
  • http://gundem.milliyet.com.tr/imparatorluklari-kuraklik-cokertti/gundem/gundemdetay/09.08.2012/1578293/default.htm
  • http://www.pekbilgili.com/akadlar-kimlerdir-mezopotamyada-akad-uygarligi/
  • http://bugraderci.blogspot.com/2013/03/asurlarn-iki-yuzu-asur-vahseti-ve.html
  • http://newswatch.nationalgeographic.com/2013/04/16/lessons-in-sustainability-and-solidarity-from-ancient-mesopotamia/
  • http://issuu.com/nektarinapublishing/docs/the_history_of_sustainability
  • http://www.managedcaremag.com/archives/9705/9705.hammurabi.shtml

  • 4 Nisan 2013 Perşembe

    Agaç Yaşken Eğilir: Geleceğin yetişkinleri nasıl sorumlu bireyler olur?

    Geçtiğimiz Kasım ayında REC Türkiye evsahipliğinde düzenlenen, Birinci Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim Konferansı”' nın gündeminde UNESCO tarafından oluşturulan, Education for Sustainable Development modeli ve 2005-2014 yılları arasında "Sürdürülebilir Kalkınma Eğitim Onyılı" bulunuyordu.
    Okul öncesi çağdan başlayarak, eğitim ve sürdürülebilirlik ilişkisinin önem kazanmasının sebeplerinden birinin "agaç yaşken eğilir" felsefesi olduğunu söyleyebiliriz. Kendi anılarımı düşündüğümde, ailemin beni doğayla arkadaş yapması sonucunda okuma yazmayı ilk öğrendiğimde ilk şiirimi ormanlar için yazmıştım. Yazlık evimize giderken her sene geçtiğimiz yolda, bana, bak kızım bu çam ormanları sen doğduğunda dikildi diyen annemin sesini hatırlarım. Haftasonları izlediğim kırmızı balıklar 5 yaşından önce aklımda kalan tek tük anılarımdan biri. Gereksiz ışıkları söndürmeyi, daktiloda yanlış yazılan kağıtların arkayüzünü çalışma kağıdı olarak kullanmayı babamdan öğrendim. Tüketim kültürüne mesafeli durmamın sebebi, benim büyüdüğüm zamanlarda tüketmenin değil paylaşmanın gözde olmasıydı...
    İşte bu şekilde, sürdürübilirlik için eğitimi daha bilimsel bir şekle oturtmanın zamanı gelmiş gibi görünüyor. ESD modeli, bireyleri ortak bir sürdürülebilirlik vizyonunda buluşturma, düşündürme ve hareket ettirme anlamında aşağıdaki becerileri geliştirmeyi hedefliyor ( Tilbury& Wortman):
    • Tasavvur: Daha iyi bir geleceği kurgulayabilme, nereye gitmek istediğimizi bilmek ve oraya nasıl ulaşağımızı böylelikle daha iyi anlamak.
    • Kritik Düşünme ve İfade: Mevcut inanç sistemlerimizi sorgulamayı öğrenmek ve bilgi, bakış açısı, görüşlerimizin altında yatan varsayımları anlamak
    • Sistemsel Düşünme: Karmaşıklığı özümsemek ve problemlere çözüm bulmaya çalışırken ilişkileri ve sinerjiyi görebilmek
    • Ortaklık Geliştirme: Diyalog ve uzlaşmayı, beraber çalışmayı öğrenmek.
    • Katılımcı Karar Verme: İnsanları güçlendirmek
    Türkiye' de henüz, sürdürülebilirliğin eğitime dahil edilmesi anlamında kamu politikası olarak net bir aksiyon göremesem de özel sektörde bu anlamda çalışmalar yapan kuruluşlardan bazıları:
    •  Zorlu Enerji Grubu: "Enerjimiz Çocuklar İçin" projesi ile,  çocuklarda enerji bilinci, verimlilik ve yenilenebilir enerji hakkında farkındalık yaratmayı amaçlamış, belirli bölgelerde ilköğretim okullarında okuyan, Zorlu Enerji grubu çalışanlarının çocukları olan ya da TEGV eğitim parklarında okuyan yüzlerce miniğe eğitim vermiştir.
    •  Unilever, "Eğlen, Öğren, Hijyen" projesi ile, TR' de hijyenik olmayan koşullardan kaynaklı enfeksiyona bağlı hastalıkları azaltmayı ve çocuklara hijyen alışkanlıkları kazandırmayı hedeflemiş, bu doğrultuda binlerce çocuk ve ailesine ulaşmaya devam etmektedir
    • Procter& Gamble, "Küçük Adımlar, Büyük Yarınlar" pilot projesi ile ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki öğrencilere yönelik olarak, çocukları sosyal sorumluluk bilinciyle yetiştirmeyi hedeflemiş, bu bağlamda üniversite düzeyindeki toplum gönüllüsü öğrencilere gönüllülük, sivil toplum, ekip çalışması, sosyal sorumluluk konularında eğitim verilmiş ve bu öğrenciler öğrendiklerini miniklere aktarmışlardır.

    • Siemens Ev Aletleri, "Gelecek= Çocuk ve Enerji" projesi kapsamında, sürdürülebilir enerji kaynakları ve bilinçli enerji kullanımı konusunda, yine binlerce öğrenciye ulaşmış ve bilinçlendirme çalışmasını geniş ölçeğe yayabilmiştir.
    Sadece büyük şirketler değil, üniversiteler, daha küçük şirketler ve yerel yönetimler de bu anlamda farklı uygulamalarda bulunmaya başlamışlar:

    • MATRA hibe desteği ile Bağcılar Belediyesi iştiraki ile AHDER (Afete Hazırlık Derneği) tarafından geliştirilen “Çocuklar İçin İklim Değişikliği Eğitim Kiti” projesi ile , çocuklar sürdürülebilir bir gelecek için neler yapılması gerektiğini, iklim değişikliği ile ilgili hazırlanan ve ücretsiz dağıtılan hikaye kitapları ve okullarda düzenlenen seminerler ile öğrenme fırsatı bulmuşlardır.
    • Menderes Tekstil, 2013 yılını Sürdürülebilirlik yılı ilan etmiş, bu kapsamda Sürdürülebilir Geleceğe Mektuplar projesi ile kompozisyon yarışması düzenlemektedir.

    • Sabancı Üniversitesi, Toplumsal Duyarlılık Projeleri kapsamında, öğrencilere STK' larda yaz stajı yapma fırsatı sunmakta ve bu projelerin arasında, ilköğretim öğrencilerine çevresel sorumluluk bilinci kazandırmak için yapılan çalışmalar bulunmaktadır.
    T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Çevre ve Çocuk portalında, oyunlarla çocukların çevreyle iletişimini güçlendirmek ve bilgilerini geliştirmek amaçlanmış. Yine de çocuğumun, bir web sayfasına bakarak değil de, doğayla içiçe olarak öğrenmesini tercih ederim. 

    Çocuklara artık sorulması gereken, kanımca, gelecekte ne olmak istedikleri değil, kendilerinin de dahil olduğu bu ekosisteme nasıl en yararlı şekilde entegre olabilecekleri yani kendileri ve dünya için ne yapmak istedikleridir. Sürdürülebilirliğin en temel felsefesinde, gelecek nesillerin kaynaklarını yok etmemek dururken, geleceğin çocuklarını en iyi anlayabilecek olan, bugünün çocuklarıdır. Eğer bahsetmek istediğiniz bir projeniz var ise, mutlaka e-mail atın, paylaşmak isterim.